Gremlin

Sıçradı!
 
Yataktan kalktı; sabah güneşinin sıcaklığını hissetti, bedeninde. Heyhat; vücudunun her zerresi titriyordu. Kalbinin ritmi bozulmuş; korku sarmıştı yüreğini, zihninin karanlık katlarında gördüğü kâbus hiç de azımsanmazdı. Müthiş bir sarsıntıydı. Gremlin’di! Gördüğü: sureti değildi, elbette. Suret ile görünmez derlerdi zaten. Adamın; boynunun sağ yanında, saç teline benzer uzun beyaz ve sarı karışımı bir renkte tüy kalmıştı.
 
Dün, sabah okuduğu öykü kitabında yer alan bir gremlin bilinçaltına yerleşmişti belli ki. Korkunun dehşetiyle anımsayamamıştı okuduğu kitabı. Kalbinin çırpınışlarını durdurmaya çalışıyor bir türlü olmuyordu. Dua ile biraz olsun rahatladı. Kalktı bir sigara yaktı. Kâbus deyip geçmemişti, sigarasını her çekişinde dumanın çıkışı bile ürkütüyordu.
 
Rüyasında bir adamın, üstelik tanımadığı bir adamın ahbabı olmuştu ve adamın boynunun sağ tarafından bir gremlin giriyordu, adam; “Gel, bak, sağ tarafımdan içime giriyor yetiş gör!” diyordu. Şuursuzca koşuyor fakat yetişemiyordu. Hoş yetişse de suretini göremezdi, böyle inandırılmıştı.
 
İş yerinde sabah kahvaltı ederken, hiç beklemediği şekilde keskin bir tavırla karşılaştı. Bu anlamsız tavır onun karanlık zihnine inen bir çekiç gibiydi. Tutamadı kendini, kahvaltı masasında sevdiği kıymet verdiği arkadaşına sert bir çıkış yaptı. Yoktu fıtratında böyle ani çıkışlar, kendinden geçmiş gibi bir hali vardı. Arkadaşı masadan kalktı, sırtını ona dönerek yan masada devam etti kahvaltısına. Bunu da mesele haline getirdi.
 
Öfkesi katlandı. Masada oturan diğer iki arkadaşına da sert bir tavır gösterip, onları da yolladı masadan. Kendine ve öfkesine yenik düşmüştü. Herkes şaşkındı. Dört yıldır kimsenin kalbini kırmadan, herkese nazikçe davranan bu adamın halini yadırgadı çalışanların hepsi.
 
Çılgın gibi sarıldı kitap raflarına, belki rahatlamak için, belki de içindeki öfkeyi bastırmak için. Geçmedi huzursuzluğu, akşama kadar herkesle düşman olmuştu, adeta! Bir an kendine gelir gibi oldu, iş çıkışına yakın. Açtı rüya tabirleri kitabını; ansiklopedi tarzında kalın divan edilmiş, siyah bir kitaptı. Baktı. Kitap adeta içine çekmişti, ruhunda katlanılmaz bir sıkışma, bir daralma zuhur etti.
 
Kitap büyüleyiciydi, içi gremlinlerle doluydu. Suretleri açık seçik görünüyordu. Kepçe kulakları ve uçları sivriydi. Gözleri geceden daha karanlıktı. Ürperdi. Ruhunu cüzam gibi sarmış bir ürpertiydi bu. Kapatmaya çalıştı kitabı, zorlanarak güç bela kapattı. Tekrar sıçradı! Oh be rüyaymış, diyecek oldu. Güneş yeni doğuyordu. Titreyerek tüm bedeni sarsıntı içinde dua etti. Elini yüzüne götürürken parmaklarına bir tel saç geldi sandı. Odanın kör ışığını yaktı; sarı ile beyaza benzer bir tüy vardı, avucunda. Boncuk boncuk terleyen dar alnına elini götürmekten imtina etti. Korkusunun kudretine dayanamadı. Titredi ve yığıldı yatağa…

Yorum bırakın