Talep Edilmeyen Kahvenin Dudaklarda Yarattığı Tedirginlik

Kum tanelerinin kararlı ıslaklığı kalbimin düğmelerini mühürledi
Hangi göz kamaştıran otomobil yabancı kelimelerin yarattığı mesafeyi aramıza park etti?
Ben hiçliği,
Hiçbir şey gibi görüneni,
Develerin basiretini korku ile kovarken
Sen, uçucu parfümlerin zehrini ve balçıktan sözcükleri beline kemer ettin!
Böğrümde kayaların taş uyandıran yaprakları sararırken,
Hırs boyalı kalemim, hörgücümün basiretini bileyen ellerim,
Modernlik üzerine lekeler bırakıyor.
Neden durmadı Azam evin gölgesinde?
Bizi kapılara dayandıran,
Komşuları uyandıran devlet belgeleri,
Dilimizi haczeden pamuklar,
Gözlerin yasak bedenleri adres belleyişi…
Tanışmamızın vakti değil mi?

Tırnaklarımı dayadığım satırlardan devirdiğin gözlerin hangi sızıyı dindirdi?
Sana ne emirden, pamuktan, ekmekten!
Sana ne seni kelepçeleyen düzenden!
Ben, kahve saçlarının ordusunda siperde titreyen
Parmak uçlarım basacağım tetiğe Allah’ın selamını getirirken,
Yüreğim kabzamda zonkluyor.
Namlum boynunun efsununda kupkuru kesilirken
Bir mümin kısık ve titrek sesiyle şehadet getiriyor.

 

Yorum bırakın