Berber Kadir Bey

Beşiktaş’ta Vidin Pasajı’nın alt katında, mütevazı bir berber dükkânı. Kadir Bey’in kıyafeti, İstanbul’un çizgilerine sadıkkalınarak giyinilmiş, çizgili gömleğinin düğmeleri esnaf terbiyesinde açılmış, kumaş pantolon ise her gün olduğu gibiütülü. Beyazlamış saçları, hafiften bırakılmış bıyığı ve en önemlisi yorgun gözlerinin aksine tebessüm eden bir yüzü var.Kısaca karşınızda berber Kadir Bey.
 
Saçlarım uzamış, sıcak bir yaz gününde yanına uğruyorum. Dükkândan içeri girdiğimde onu yalnızlıktan sıkılmış birhalde koltuğuna oturmuş gelecek müşteriyi bekler buluyorum. Hoş geldin, deyip beni aynaya bakan orta koltuğa davetediyor. Havadan sudan kısaca bahsettikten sonra, neredeyse üç yıldan fazla süren salgının ardından, önceden saçkestirmeye gelen yaşıt müşterilerinden söz açıyor. Bilmiyorum, diyor. Hayattalar mı, ne haldeler…
 
Yaklaşık iki üç saniye dalıp gidiyor. Eminim ki, onların yüzleri, saç şekilleri, sohbetleri hâlâ aklında. Belli ki hayatçoğumuza en yaşlı, en savunmasız haldeyken sıkı bir yumruk sallıyor. Artık sohbeti edilecek ne futbol kalmış ne şakasıyapılacak siyasiler ne de gelecek hakkında planlar… Bu sohbetler bir berber dükkânının olmazsa olmazlarıyken, geriyesessizliği kıran sadece makas ve fön makinesi sesleri kalmış. Uçlardaki kırıkları alsak yeterli, diyorum. Yaşı ileri olmasınarağmen, makası ustaca saç uçlarına ayrı bir ritimle değdirip kesikler alıyor.
 
Kısa bir süre sonra makası tezgâha koyup o eski radyosunun düğmesini çeviriveriyor. Güzel bir kadın sesiyle neyeuğradığımı şaşırıyorum. Hemen soruyorum söyleyen kim diye. Behiye Aksoy, diyor. Sevmekten kim usanır adlı şarkısıbir anda kulaklarımıza doluyor. Gözlerimi yavaşça kapatıyorum. Yan koltuktan duyulan ses, “Ne olacak bu takımın haliKadir?” diyor. Gözümü açıyorum. Arkamda ise bir başkası ceketini asmış, cebinden çıkarttığı manolyalı kolonyasıylaellerini ovup, “Bu yaz geçen yazdan daha bi sıcak!” deyip işlemeli mendiliyle alnını hafifçe siliyor. Sanki 1974 yılının yazayındaymışız gibi…
 
Kadir Bey’den çok daha küçük olmama rağmen kafamda bunlar canlanıyor. Dayanamıyorum, ona bundan bahsediyorum.Şaşırıyor. Onlarca insan bu koltuklarda onunla sohbetten öte bir sürü anı da bırakmış. O yılların modası uzun favoriler,bıyık şekilleri, ensedeki saçın uzun bırakılması… En komik ve bir o kadar da ilginç anılarını anlatmaya başlıyor. Birliktegülüp, geçmiş yıllara dair bilmediğim ne varsa öğreniyorum. Radyoda ise şarkı üstüne şarkı çalıyor.
 
Saat epey ilerlemiş. Kadir Bey’le konuşacak, ona soracak, anlatacak o kadar çok şey var ki… Alt tarafı bir berberdükkânı, bir insan deyip geçmemeli. Hepimizin hayatı upuzun bir yol. Ben onun eski müşterilerinden biri olmasam daşuna eminim, Kadir Bey benim eski berberim. Çünkü o, eskiye dair ne varsa koruyup, sahip çıkıp, dekoruyla beni eskiyıllara götürebiliyor…

Yorum bırakın