Bir Çift Mavi Göz

Bir çift mavi göz beni izliyor… Bu gözler bazen sevgi dolu bazen sorgulayıcı bazen de çok korkutucu…
Tik tak tik tak tik tak… İçimde tahrip gücü yüksek bir bomba gibi patlamayı bekleyen bozuk saat hızlı hızlı tik tak tik tak çalışıyor. Şimdilik kulaklarımdan çok kalbimde çınlayan sesi duyuyorum. Biraz sonra patlayacak ve zaman duracak. Ben hep seni kaybettiğim o kalabalık caddede binlerce göz kesilip seni arayacağım. Korkudan kaskatı kesilmiş, tepeden tırnağa acıyla dolmuş, koşan koşan ama sana ulaşamayan ben; o caddede, o anda dondum kaldım…
Hemşire elinde bir bardak su ve çeşit çeşit ilaçla odama girerken, “Bu gece sizi iyi gördüm,” diyor. Ben sayıklarcasına, “Buldular mı?” deyince her renkten ilacı tek tek yutturuyor. İtaat etmeme rağmen beyaz önlüğünün cebinden çıkardığı küçücük bir şişeden şırıngaya çektiği ilacı da damardan zerk ediyor.
Küçüğüm, ah küçücüğüm! Unutturmaya çalıştıkları gözlerinin deniz mavisi ama onlar hâlâ aklımda. İlaçlar etkisini gösterdikçe derinlere çöküyorum. Bilincim benden uzaklaşıyor. Usul usul batıyorum. Damarlarımdaki kan yavaşlıyor zehir olup akıyor. Her zerrem acı ile kıvranıyor. Unutuyorum zamanı, ancak bir çift mavi göz hâlâ beni izliyor.
Seni kucağıma aldığım gün ömrümü sana adayacağımı biliyordum. Babanla birbirimize baktık ve senin deniz gözlerine daldık. Adını Özgür koyarken uçsuz bucaksız gökler ve dalgalı denizler vardı aklımızda.
Mutluluk, neşe, coşku, yaşama sevinci… Adını artık hatırlamadığım bütün güzel duyguları evimize sen getirdin. Gün gün, ilmek ilmek ördün aramızdaki kopmaz bağı. Bir masalın mutlu sonu gibiydik. Gökten üç elma düşmüş hepsi bizim evimize nasip olmuştu. Biri bana, biri babana biri de Özgür mavimize…
Sen büyüdükçe kalbimizdeki yerin de büyüyordu. Gün gelip seni oraya sığdıramazsak ne yaparız, diye düşünürken güzel gözlüm, kalbimiz genişliyor, yaşamımıza kattığın yepyeni boyut ufkumuzu açıyordu. Ne de olsa sen bizim Özgür mavimizdin…
Her günümüzü sürprizlerle doldurdun. Bir gün konuşmaya başladın, bir diğer gün yürümeye. Mutlu günler baş döndürücü bir hızla geçerken biz beş yaşına nasıl geldiğini anlayamamış sana doyamamıştık.
Şimdi, şarkılar söyleyen sesin kulaklarımda, çizdiğin resimler evimizin duvarında kaldı. Ben bu lanet olası hastanenin solgun ışıklarında, gecelerce mavi gözlerinin hatırasına dalıyor derinlerinde boğuluyorum…
İlkokula başlamanla birlikte yepyeni bir dünyan oldu. Seni seven öğretmenin, arkadaşların, başarılı derslerin, hevesle gittiğin kursların ve neşeyle dolup taşan günlerin bizi de çok mutlu ediyordu.
Sabahları seni okuluna bırakırken masmavi gözlerine bakar gün içinde ne kadar çok özleyeceğimi düşünürdüm. Çıkış saatinden önce gelir, “Annneeeee!” diyerek kucağıma atılacağın anı iple çekerdim…
Bu cuma günü de her zamanki gibi vaktinden çok önce okulundaydım. “Anne! Anne! Bugün cuma, planımız ne?” diyerek okuldan çıktın ve kucağıma atıldın. Mutluluktan sarhoş oldum. Özgür mavim, bir tanem masmavi gözlerini bana diktin, “Ne yapıyoruz anneciğim?” dedin. Mutlu planımızı gerçekleştirmek için yola koyulduk…

***

Güneş tepelerin ardından altın başını gösterirken gözlerimi açtım. Bir an nerede olduğumu anlamaya çalıştım. Zihnimde kopuk kopuk görüntüler… Kalabalık bir caddede okuldan aldığı oğluyla el ele tutuşmuş yürüyen bir anne, bir oğul…
Birden içimde tik tak tik tak tik tak çalışan saatli bomba patladı. Çığlık atmaya, çırpınmaya başlamamla birlikte doktorlar, hemşireler odayı doldurdu. “Buldunuz mu? Ne olur söyleyin buldunuz mu?” diye sayıklarken damarlarımda akan kan yavaşladı, yavaşladı, yavaşladı… Zerk edilen ilaç beni kuytulara çekti. Ancak bir çift mavi göz hâlâ aklımda, çok korkuyorum çoook…
Özgür’le el ele tutuşmuş yürüyorduk… Öylesine mutluyduk ki o anlatıyordu ben dinliyordum. Kalabalık caddede sadece Özgür mavimle ben vardım. Cümle alem umurumuzda bile değildi. Akan kalabalık bir anda yok oldu gülücükler havada uçuşmaya başladı.
Mutluluğumuz masmavi gökyüzünde bembeyaz bir bulut suretine dönüşüyorken… Ben onu göremedim. Sadece bir an elini bırakmıştım. Vitrindeki yüzüğe sadece birkaç saniye bakmıştım ki uğursuz simsiyah bir kuş öttü. Özgür mavim elimden kaydı gitti. Deliye döndüm. Koştum, her yöne koştum. Bir çift mavi göz o günden beri beni izliyor…
Hastanede geçen kaçıncı günüm ya da kaçıncı yılım bilmiyorum. Ama ben onları duydum. Kendi aralarında konuşuyorlardı. Özgür mavim, karanlık bir kuytuda, ölüm gibi bir uykuda uzanmış hiç kıpırdamıyormuş…
Ruhum ağrıyor, durduramıyorum. Damarlarımda akan kan yerine acı… Aldığım ilaçlar uyuşturuyor duygularımı… Kim bilir ne zamandır yaşayan bir ölüyüm. Dilimde hep aynı terane*, buldunuz mu Özgür mavimi? Buldunuz mu? Buldunuz mu? Buldunuz mu Özgür mavimi?
Bir çift mavi göz beni izliyor… Bu gözler bazen sevgi dolu bazen sorgulayıcı bazen de çok korkutucu…

* Ezgi, makam, nağme / Çok tekrarlandığından usanç verici bir durum alan söz.

2 thoughts on “Bir Çift Mavi Göz”

Yorum bırakın