Kısa Öykü

Sesler

 Koltuğuma yaslanıp gözlerimi kapatınca zaman durmuş, az önceki gürültülü sesler silinerek kaybolmuştu. Belki de onları, bir an için unutmak istediklerimin yanına göndermiştim. Aslında unutmak istediklerimi, bellek denen düzeneğin çekmecelerine çizgisel zamanlara bölerek yerleştirmekten her daim kaçınırım. Ama gelişi güzel yerleştirilmiş olsalar da varlıklarını yadsıyamam. Onlar benim öldürmek isteyip de öldüremediklerimdir.  Bellek seslerinden ibaret bir mekânda …

Sesler Devamı »

Saat

 Zaman nedir diye sorulduğunda yaşadığın sürenin uzunluğudur, derim. Yani insan zamandan geçer. Zaman akmaz. Kitapta şimdiki zamanı okurken zihninde geçmiş zaman olmuştur. Düş ile gerçeklik bazen karışır. Bugünlerde zamansızım. Saatin ve günün adının önemi yok. Kol saatim, telefonun saati, ekran saati bir şekilde ilerleyen rakamlar gibi. Bende ise karmakarışıklık hâkim.  Zihnim gelecek zamanda. Bitecek mi …

Saat Devamı »

Yeryüzünün Nabzıyla Eşitlenmek

“Navigasyonu kapatmalısın.” “O zaman yolu bulamam.” “Açsan da bulabileceğini mi düşünüyorsun?” “Elbette bulurum.” “Hmmm. Peki.” “Ne şimdi bu böyle?” “Yani, bilmediğin yerler sana ne denirse o oluyor ve sen de buna itimat ediyorsun.” “Saçmalama.” “Hayır yani demek istediğim şey şu. Bilmezsen inanmak zorunda kalacağın.” “Evet.” “Yola bak.” “Güvenmediğin yola bakıyorum.” “Bilmiyorsun.” “Bildiğimi iddia etmemiştim.” “Rota …

Yeryüzünün Nabzıyla Eşitlenmek Devamı »

Arapsaçı

 Bahar yüzünü gösterdi, ama dışarısı hala buz. Pencere kenarında, gelen geçeni izliyorum. Çay sevmesem de beklerken yudumluyorum bir tane.  İçerisi tam bir curcuna. Yağmurdan kaçanların sığınağı olmuş bu minik mekân.  Sabah Ali aradı iş yerinden. Bu akşam mesai çıkışı burada buluşalım diye, bir sürprizi varmış. Gecikti, hava kararıyor. Beklemek kötü. Biliyorum bekletmez beni, iş hali …

Arapsaçı Devamı »

Spiral

 Spiral… Ruhumun mağarası olan notalar kulak zarıma dolmaya başladı. Paçalarımı dizlerime kadar sıvadım. Kıyıda son anda peyda olan bebek dalgalar ayak bileklerime tırmanıyor. Tüylerim ürperiyor, kapüşonumu başıma geçiriyorum. Artık yürüyen bir gölgeyim. Şu an beni görenler üstüne bir de dinlediğim melodiyi duyacak olsalar kesinlikle benim bir melankolik olduğuma kanaat getirirler. Öyle miyim sahiden? Sabahın yedisinde …

Spiral Devamı »

Men Dakka Dukka

 Kopyala yapıştır bir gün daha. Her sabah, uyanmama sebep olan alarmın çalmasıyla başlayan bir diğerinin aynısı gün. Aylardır, gözkapaklarım aralandığı andan başlayıp da kapatana dek süren aynı fasit daire. Dayatılan mecburiyetler. Tercihim olmasa da.  Başucunda duran ilacı aç karnına iç, elini yüzünü yıka, Perizat’ın altını temizle, kahvaltısını hazırla, portakal suyunu unutma. Taze sıkılmış olması mühim. …

Men Dakka Dukka Devamı »

Çocukluk

 Gözlerini açtı. Yüzünü kaç dakikadır güneşe dönmüş oturduğunun farkında değildi. Kemiklerine kadar ısınmış, vücudu gevşemişti. Anlık bir huzurun içerisinde bulmuştu kendini. Birden karşı bankta oturan küçük kız çocuğuna takıldı gözleri. Yanında oturan kadına bir şeyler anlatıyordu. Belli ki annesiydi. Biraz ürkek, biraz çekingen kız, özgüvenli durmaya gayret ediyordu. Kızın annesi başörtüsünü düzeltip kaygıyla etrafa bakınmaya …

Çocukluk Devamı »

Sis

 Ateş izmarite dayanmadan yarım kalan sigarasını logar kapağının deliklerinden birine savurdu. Üşüyen ellerini koyu mavi kot pantolonunun ceplerine soktu. Parmak uçları uyuşuyordu ya da karıncalanıyor. Ne fark ederdi?  Heyecanlanmak ona hep tatsız gelirdi. Herkes kalbinin sesini dinleyedursun , o parmak uçlarını dinlerdi.  Aşk kapıdaydı.  Gecenin sisi çöp kamyonunun ışıklarıyla dağıldı.  Vaktinden yirmi dakika önce geldiği …

Sis Devamı »

Keten Gömlek

 Bu sene Haziran yağmurlu geçti, yaz geç geldi. Gri havadan bıkan annem ilk güneşte kendini dışarı attı. “Güzel, keten bir erkek gömleği gördüm. Kalıbı uymaz- muymaz, sen yokken almayayım dedim. Bi’ çıktığında bak, sana yakışır.” dedi.  “Tamam.” dedim. Aklımdaydı ama yolum o tarafa düşmeyince de hususi gitmedim. Aradan üç gün geçtiyse dördüncü gün annemin elinde …

Keten Gömlek Devamı »

Rüya

 Kulağındaki uğultularla sersemlemiş şekilde doğrulmaya çalıştı. Gözlerini açtığında ortalık toz bulutuyla kaplaydı. Yerden kalkıp etrafa bakındığında gördükleri karşısında dehşete kapıldı. Ameliyathane yerle bir olmuş, hastanenin büyük bir bölümü yıkılmıştı. Yerlerde yatan insan bedenleri, etrafa sinmiş kan kokusu, acıdan inleyen insanlar… Gözleri kararmaya başladı. Yürümeye çalışırken yalpaladı. Elleri yıkılan duvarlar arasından tutunacak hiçbir yer bulamadı. Vücudunda …

Rüya Devamı »