Kısa Öykü

Yalnız Zengin

 Ahmet Bey’in gardırobunda elli üç takım elbise vardı. Her birinin içine giydiği yelekler özenle seçilmiş, İtalyan terzilere özel olarak diktirilmişti. Sabahları aynanın karşısına geçtiğinde, kravatını bağlarken hep aynı düşünce geçerdi aklından: “Mükemmel görünüyorum.”  Sahibi olduğu holdingin toplantı salonuna her girişinde, masanın etrafında oturan yöneticilerin bakışları üzerinde toplanırdı. Konuşmaya başladığında ise, gözler yavaş yavaş başka yönlere …

Yalnız Zengin Devamı »

Mazlum Ustanın Sihirli Değnek İmalathanesi

 Mazlum iyi adamdı. Küçük dükkanında sigara içmez, dışarıya koyduğu taburede çok oyalanmadan ve sigaraya da saygısızlık yapmadan zehri akciğerlerine doldururdu. Ağzından küfür çıkmazdı. Sert görümlü ancak güleç biriydi. Sesi toktu ancak alçak sesle konuşurdu. Teni olabildiğine esmer ve temizdi. Yanına yaklaştığınızda aynı sefa kokardı.  50 yıla aşkın süredir bu meslekteydi Mazlum Usta ve sihirli değnekleri …

Mazlum Ustanın Sihirli Değnek İmalathanesi Devamı »

Mitokondri ya da Her Şey

 Balkonda örme yeşil yeleğiyle kasılmış, dalgın oturuyordu. Hemen yanı başında kızının şöyle bir kıpırdandığını fark etti, ona bakmadan sigarasından derin bir nefes çekti. Başını sağa yatırdı, kızıyla biraz daha mesafe girdi aralarına, dumanı ağzının sol yanından üfledi. Sol gözü yaşardı, başını doğrulttu. Gözleri ufuktaydı, sabit.  Kızı, başı önde, belli belirsiz annesini izliyordu. Her ikisi de …

Mitokondri ya da Her Şey Devamı »

Rahmi’nin Yolu

 Saat 05:00. Rahmi Bey, sabah namazını kıldıktan sonra cırcır böcekleri korosu eşliğinde bir traş merasimi düzenledi. Günlük duşunu bol sabunla yaptı. Bıyık bırakmasını hiçbir cırcır beklemiyordu ama zaten o şaşırtmayı seven bir insandı. Aniden gelen bıyık bugünü de şaşırttı.  Evinde başka biri daha yaşasaydı belki onu da şaşırtabilirdi ama ömrünü  bu konakta yalnız geçirmesi de …

Rahmi’nin Yolu Devamı »

Ferdayıhayal

 Kitabın kapağını kapattı. Daha fazla okuyup zihnine kelime sıkıştırmak istemedi. Ama zihni, kapağı kapatsa da kömür treni gibi çalışıyordu. Treni dünyevi arzuların dışında bir okyanusun içinden gidiyordu.  Ayağa kalkıp biraz akgünlük aldı. Evi tütsülemeyi seviyordu. İbadetini yapıp dua ve zikirler ile taçlandırdı. Ama uyuyamıyordu. Aklına Zeki Demirkubuz’un “Sabah ezanını duymamış adam…” yakarışı geliyordu. Varoluşsal sancıları …

Ferdayıhayal Devamı »

Limoni Günler

 Oda, devrik bir cümleye benziyor. Eşyalar, harfler gibi dağılmış ortalığa. Tozun hükmü, bu alt üst oluşun üzerini örtmeye yetmiyor. Neşesiz değil ev. Neşeyle neşesizlik arasındaki keskin geçişler, hava değişiminden malûl kılıyor insanı.   Nicedir hastayım. Hasta olmanın tek iyi yanı, ev halkının, ancak çocuklara gösterilecek ilgisine mazhar olmak, battaniyeyi boğazına kadar çekmenle televizyon kumandasının kucağına bırakılması, …

Limoni Günler Devamı »

Büyük Ev

 1954 yılının bir kış ayında kapı sert bir şekilde çaldı. Üç kardeş de göz göze baktı. Aralarından en büyüğü olan Ruhat başıyla diğerlerine işaret etti, kardeşler hemen tüfeklere sarıldı. Kadınlar kollarıyla çocukları siper etti ocağın yanında. Ruhat kapıya gidip sert bir tonda “Kimdir o? Hayr olsun.” dedi. Dışardan gelen tipinin sesi yaşlı adamın sesini bastırıyordu …

Büyük Ev Devamı »

Unut Gitsin

 “Git söyle babana!” diyor. “Çorbasını koydum.”  Köşesinde gazete okuyan babama sesleniyorum salonun kapısından. Gözlüğünü çıkartıp sehpaya koyuyor. Gazetesini öylece olduğu gibi katlayıp bırakıyor rengi solmuş kadife koltuğa.  “Annen gelmiyor mu?” diye soruyor kaşığı ağzına götürürken.  Kavga ettiniz ya bu sabah. Unuttu mu? “Yok.” diyorum. “Tokmuş o.”  Boş ver der gibi elini sallıyor. “Turşu yok mu …

Unut Gitsin Devamı »

Soğuk Orman

 Ormanda yürürken her bir adımımı ön yargı, korku, kaygı ile atan biri olmuşumdur hep. Her bir adımımı ölçerek, düşünerek hareket ederdim. Eğer böyle yapmasaydım düşerdim, ağlardım, üzülürdüm ama ormanın ortasındaki hazineyi bulmak için hep hareket ettim, uğraştım, çabaladım. Yine her zamanki gibi ön yargı ile ilerliyordum sessiz, sakin ve soğuk ormanda. Ta ki bir melodi …

Soğuk Orman Devamı »

Geçmişe Takılı Kalmak

 Geçmişe takılı kalmak üzerine düşünüyorum çoktandır. Geçmiş, dönüp baktığında iki heceden ve altı harften oluşuyor ama neredeyse tüm yaşamını etkiliyor insanın. Geçmişin büyülü dünyasından çıkıp bugünle karşılaşınca bozguna uğradığınla kalıyorsun.  Lisedeyken hep gittiğim bir kavurmacı vardı. Kavurmacı Nuri’ydi adı ama biz hep ona Nuri Dayı derdik. Seyrek dişlerinin arasında her daim sigara bulunduran ve sigarayı …

Geçmişe Takılı Kalmak Devamı »