Pi

sanırım sıfırım. tonla hayat planım, tonla teorim ve tonla çöpüm var benim ve ben kuş gibi hafifim. neyi önemsemem gerektiği ile ilgili tarihi ahşap  hücrelerim yandı. iyi ki…? yorum yapmak, naz niyaz dinlemek, kalıba girmek ve bütün bunlara karşılık “anlıyorum, doktora mı gitsek acaba?, çok eve tıkıldın bir dolansak, iyi olacak olacak, enerji al ver, …

Pi Devamı »

Ağaç Gölgesi

 Yıllar öncesi aklına gelmişti. Kendi köylerine ait meranın bittiği yerde, diğer köyle sınırları belli olsun diye köyün ağası olan dedesi tarafından dikilen ağacın gölgesi, sevdalarının tanığı olmuştu. Memet bugünde aynı yerdeydi ve Türkan gibi o da köyüne geri dönmüştü.  Geri dönmüş derken Türkan boşandıktan sonra yılın neredeyse yarısını köyde geçiriyordu. Yazın bunaltıcı havasına İstanbul’un keşmekeşi …

Ağaç Gölgesi Devamı »

Bu Bir Dans Sevgilim, Bu Bir Dekadans*

 O gideli üç ay oldu. Giderken bir şey söylemedi. İnsan ömründe üç ay nedir değil mi, ama ben o gittiğinden beri nefes alamıyorum. Sanki içimde bir kor var sönmüyor bir türlü.  Odasına uğruyorum her gün. Koltuğuna oturup etrafa bakıyorum. Duvarda bir Bacon resmi, yüzü birbirine girmiş demiştim ilk gördüğümde. Gördüğün bu mu, demişti. Yanlış bir …

Bu Bir Dans Sevgilim, Bu Bir Dekadans* Devamı »

Ah

Rasyonalite, normalite ve rutinler abidesi Kirli sarı bir adam büstü gibi Aşırılık yok, haşa!                                         Doğular doğuya Batılar batıya Bayan Doğru ve Bay Titrek için İçki de içmiyor ne biçim Çinli Bir Kalkan yatıyor oysa mutfakta  Uslu bir kedi gibi Rakım nerede benim diyor İki olsun buzu Miyav Al sana bir şiir daha Şiirden bol …

Ah Devamı »

Son Akşam Yemeği

 Kokular güzeldi. Sanki dünyanın en güzel kokulu yemekleri bu mutfakta pişiyordu. Bu kokular insanın karnını acıktırıyor, iştahını kabartıyor, hatta ağzının suyunu akıtıyordu. Her gün bu kokuların içindeydim ama bu akşamki, sanki bambaşka bir şeydi.  Ben tabakları Ali’yle masaya yerleştirirken Nevzat da çatal, kaşık ve bıçaklarla uğraşıyordu. Sıra peçetelere geldi ve onları da dikkatli bir şekilde …

Son Akşam Yemeği Devamı »

Esmer Yıldız

Gözlerindeki parıltıların okunaklı sanrılarında, Yüreğimin fısıltıları, sığınaklı tutsaklığa dönüşür. Sözlerindeki sarsıntıların dokunaklı yalnızlığında, Ellerimdeki bilinçaltı, silahaltına dönüşür. Özlemlerimden yeşerip filizlenince baharın medarıiftiharı, Közlerimden evrilir sancılarımın sınırsız yüce dağları. Çözümlerle dile gelince hor isyanın zor soruları, Duygularımın arzuları, esmer yıldıza dönüşür.  

İzlenimcilik: Duygular Olmadan Asla!

Almond Blossom – Çiçek Açan Badem Ağacı Vincent Van Gogh – 1890 Empresyonizm – İzlenimcilik  Kuralları sorgulamak, gerektiğinde de zorlamak ve hatta yıkmak iyidir. Her kural zamanında anlamlıdır. Kural dediğin her koşulda ve durumda nizam getirmez. Bu hafta tartışmalara neden olmuş, zamanın bilirkişileri tarafından sertçe eleştirilmiş bir akımı konuk ediyoruz: Empresyonizm. Bir diğer deyişle “İzlenimcilik.” …

İzlenimcilik: Duygular Olmadan Asla! Devamı »

Neşe

Neşe üstün olsa da kederden, büyük değildir o; Barıştır büyük olan, güç büyüktür. Neşe içinde parıldamaz yıldızlar, ne de akbaba Açmaz o gri yelkenlerini havada Üzerinde dağların; neşe için değildir aşınmış dağların Duruşu, yıllar su gibi akıp Uzun yamaçlarını aşındırırken. “Ne bir dağım ben ne de kuş Ne de yıldız; arıyorum neşeyi.” Türünüzün zayıflığı bu …

Neşe Devamı »

Ahlak Bekçiliği Yapan, Köşedeki Ağabeyler

 Beraber işin inceliklerini, hayatın renkli yanlarından farklı detayları okuma fırsatını yakaladım. Sancılar uzun ve sıktı. Sonucunda beni bırakıp uzaktan izlediği yerin manzarası nasıldı? Bilemiyorum. Çünkü işin içinden çıkıp bakamıyordum. Hedefe kitlenmiştim.  Aynı zamanda çalıştığımdan ve de çeviri yaptığımdan sekteye uğruyordu. Yüksek lisansımı da ihmal etmek istemiyordum. Bu arada aşk saklanmıştı elbette. Aşk romanı yazıp aşık …

Ahlak Bekçiliği Yapan, Köşedeki Ağabeyler Devamı »