Deneme

Tarih Tekerrür Eder

 25 Temmuz 2017. Tarihin acıları tekerrür ettiği gün. Bana yabancı gelmeyen duygular. Benimle aynı yaşta bir erkek çocuğunun, yani artık bir yetişkin de denebilir, ölen annesinin arkasından çaresizce göz yaşını sildiğini gördüm. Ve bunu görmek insanın bazı acılarını tekrarlamasına neden oluyor.  O kadar kalabalığın içinde acını saklayamamak, son kez ne zaman gördüğünü bilmediğin annen için …

Tarih Tekerrür Eder Devamı »

Ceket ve Felsefesi

 Ceket, erkeklerin ve kadınların giydiği, genellikle önden düğmeli, kalçayı örten, kollu bir üst giysisidir. Türkçeye Fransızca “jaquette” kelimesinden geçmiştir.  Evet, bu hafta ceketten bahsedeceğiz. Üstelik ceket felsefesi yapacağız. “Ceketin felsefesi mi olur? Ne alaka?” diyenler, ellerini kaldırsın. Tamam, indirebilirsiniz. Devam ediyoruz.  11.01.2015 yılında, o zamanki adıyla Twitter’da (şimdiki adıyla X’te) bir paylaşım yapmıştım. Paylaşımımda aynen …

Ceket ve Felsefesi Devamı »

Ben Tek, Siz Hepiniz!

 Ben Özay. 41 yaşındayım. 15 yaşında ailemden, memleketimden başka bir şehre yatılı okula gittim. O kapıdan çıktıktan sonra bir daha hiç çocuk olmadım. Başıma yorganı çekip ağladığım gecelerim oldu, betona terlikle basıp durduğum yurt odasında evimin halısına bile özlem duyduğum senelerim oldu. Ama ben kuyruğu hep dik tuttum. Kendimi böyle büyüttüm.  Kardeşten öte dostlarım vardı. …

Ben Tek, Siz Hepiniz! Devamı »

İllüzyon

 Yeryüzü, toprağını vermek istememiş insan yaratılacağında.  Toprak almak için gönderilen dört büyük melekten üçü eli boş dönmüş. Yalnızca Azrail emri yerine getirmiş, renk renk topraklarla varmış huzura. Onun getirdiği topraktan “insan” var edilmiş.  İnsanın “ölüm meleği” diye bildiği, esasen varlığının sebebi.  Hayat bu illüzyondan ibaret.  Seni yok ettiğini sandığın şeyler, hep daha çok var edecek …

İllüzyon Devamı »

Epiktetos’un Sofrası

 “Ben; esir, sakat, fakirlik ve sefalette başka bir Iros olan, bununla beraber Allah’ın sevgilisi bulunan Epiktetos’um.” (*) Üç zehirli ithal inci(r): şöhret, teşhir, meşhur.  Uygarlığın beşiği Ege… Beyaz bulutların yeryüzüne indiği Hierapolis (Pamukkale) tarafları… Felsefenin aydınlık yüzü, filozof Epiktetos bir bağ evinde uykusunda, bağa dadanan yılandan da haberi yok. Sabah düşünde. İzmir’e yakın bir bölgede …

Epiktetos’un Sofrası Devamı »

Dönüşüm

 Sen olmasan eksik kalırdı Evren. “Bir kul daha yaratayım da mahşerde kalabalık gözüksünler!” demiş olamaz Yaradan. Haybeye iş yapmaz. Yaratımının senden muradı var.   Herkes erecek diye bi’şey yok ama az daha aklı başında olmak, ayakları yere sağlam basmak neden olmasın.  İpi göğüsleyeceğin “finiş” çizgisinde olmaya geldiğin insan olmak var. Ne oluyorsa bu uğurda oluyor.  Hayatın …

Dönüşüm Devamı »

Çocuk Neşesi

 Araba yolculuğunda radyoda çalan en sevdiğim şarkı, balkona serilen kilim, sabah herkesten erken  kalkıp izlenen çizgi film, akşam ezanına kadar bahçede koşturmak, köy evinde civcivlerin minik kafasını okşamak… Babaannem saçlarımı örerdi okuldan önce. Anneanneme ne zaman gitsem elinde küçük bayram çikolatalarından olurdu. Avcuma doldurur yolda yürürken çerez misali atardım ağzıma. Babam omzuna alırdı beni, her …

Çocuk Neşesi Devamı »

Adını Bilmediğimiz Bir Çağ ve Tasarım Dengeleri Üzerine Bir Eser

 Dünya, varlıkları ve zamanla ilişkisi üzerine sürekli bir bilinmezlik taşıyan, her an yeniden şekillenen bir sahnedir. Geçmişin topraklarında yürürken hep bir şeyler eksik kalır; ya kaybolmuş bir dilin izleri ya da dönemin zamanlarıyla örtüşmeyen bir sanat anlayışının yankıları. Bugün, geleceği görmek isteyenlerin gözlerinde beliren bir çağa, adını henüz koyamadığımız bir döneme dair bir eser ortaya …

Adını Bilmediğimiz Bir Çağ ve Tasarım Dengeleri Üzerine Bir Eser Devamı »

Solumdaki Yolcu

 Yolculuğumuzun burada sonuna geldik. Geçmiş olsun. Her şey çok güzel başladı. Öyle de devam etmesini isterdim fakat yolda çok aksilikler oldu. Bir kere çok hız yaptık. Zaman nasıl geçti anlamadım. Yolda birçok istasyon kaçırdık. Kah sağa çarptık kah sola. Tümsekleri, virajları, kasisleri hiç dile getirmek istemiyorum. Molalar hiç beklediğim gibi geçmedi. Bu yolculuk beni çok …

Solumdaki Yolcu Devamı »

Kente Ağıt

 Doğduğum, büyüdüğüm kenti terk ettim.  Arkama bakmadan geride bıraktım.  Oysa âşıktım İstanbul’a ve benim gibi bu kente âşık bir gence.    Köşe bucak semtlerini, sokaklarını, olmadık yerde karşıma çıkan türbelerini, divan yolunda tarihin izini sürmenin heyecanını, denizini, yunusunu, vapurunu, martıları, taşını, sevmeyi onunla öğrendim.  Başımı döndürüyordu o ve İstanbul, sokaklarda saatlerce dolaşıyor ve kenti birlikte …

Kente Ağıt Devamı »