yazılar

Süreyya Hanım’ın Merdivenleri

 “Tanju Bey, geliyorum biraz bekle!” diye seslendi Süreyya Hanım, yaşlı, titrek ama zarif elleriyle taşıdığı kadehlerle inerken merdivenlerden, kendisine şaşkınlıkla bakan gözleri görmeden… Gülüverdi oğlu, “Anne yine mi babamı çağırıyorsun? 18 yıl oldu, 18! Her şeyi unutuyorsun da Tanju’yu bir unutamadın yahu!” dedi biraz hiddetle.   Yemek yiyip yemediğini bile unutmaya başlamıştı annesi. Bazen oğlunu …

Süreyya Hanım’ın Merdivenleri Devamı »

İçimizdeki “Canavar”ın Yeniden Doğuşu: Monster

 Bol ödüllü ve ödül adaylığı olan filmler üreten Hirokuzu Koreeda, Japon sinemasının son yıllardaki medarı iftaharı.  Başlangıçta üslubu Yasujirō Ozu ile kıyaslansa da belgeseller ile sinemaya adım atan Koreeda, belki bu nedenle kamera ile sıradan insan ilişkisini derinden fark etmiş son derece gerçekçi filmlerle kendi üslubunu ortaya koymayı başarıyor. Aile kavramını dingin ve sade  bir …

İçimizdeki “Canavar”ın Yeniden Doğuşu: Monster Devamı »

Zeytin Ağaçlarının Gölgesinde

 Buyurun geçin böyle. Madem merak ettiniz, ta şehirden geldiniz, anlatacağım elbet. Ama önce bir soluklanayım, aklımı bir toplayayım. Bugün günlerden cumartesi, aylardan aralık, mevsimlerden kış… Yıl kaç, hay Allah kaçtı yıl? Şimdi aklımdaydı, 2023’tü ya da 2022, ama mevsimlerden kış kesin. Buz gibi kıpkırmızı ellerim, bu beton merdivenlere otururum, ne zamanki bahçeye bir araba gelir …

Zeytin Ağaçlarının Gölgesinde Devamı »

Akıldan Kalbe

 Aklımla kalbim çok iyi anlaşır benim. Aralarından su sızmaz. Aklımın fikirlerine kalbim büyük ehemmiyet verir. Kalbimin sesini aklım can kulağı ile dinler. Hiç sesini kısmaz. Gürültüsüne çıt demez. Oklava vurmaz kapısına. Şikayet etmez. Birbirlerinin tabağını asla boş göndermezler. O kadar iyi komşular. Su sızmaz. Beraber yeşillenir beraber solarlar. Kalbim kırılırsa aklım onarır. Aklımın ucuna gelen …

Akıldan Kalbe Devamı »

Halkalanan Kan Sesleri

Güz düşleri, saman yolunun opal nesnesi-sıcak bir ekmeğin içinde unuttum gerçeklerimi(gecenin bildiriminde hattat gözlerim) Paskalyasında haçımın-Peygamber uylukları-bir tanrı söküyor eceden kitabelerimi-Göktengri ayaklarımı bir valize sıkıştırdı-heykelimi dikiyor Giovanni Koparılan bir dalım baharda-üzgün annelerin saç telleri- oğullarını kurban veren kahramanın fallik korkusu ve kundakta nefes yerine kan sallayan ölümün göz yaşı dünya (Bu yüzdendir tüm kamplarda çocukların …

Halkalanan Kan Sesleri Devamı »

Türkiye’de Aile ve Mahrem

 1960’lardan sonra modernleşme çabası içindeki Türkiye’nin kentlerde yaşayan orta sınıf (küçük burjuva) ideolojisinde şekillenen aile yaşamına odaklanacağım. Bunu yaparken sosyolojik imgelem oluşturması bakımından dönemin edebiyat eserlerinden faydalanacağım. Aile ve mahrem meselesinde kurumsal belirlenimler ve tanımlamalara göre değil daha çok içeriden, insansal yaşantıya odaklanmaya çalışacağım. Mahrem ve kamusal arasındaki şeffaf perdeyi ya da bir kapı eşiği …

Türkiye’de Aile ve Mahrem Devamı »

Sembolizm: Ruhun Dilindeki Gizemli Anlatım

 Uzun bir aradan sonra tekrar merhaba! Bir süredir hasta yatağımda, hayatı, dahası geçmişi düşünür oldum. Aslında belki de düşünmeyi hiç bırakmamış olabilirim.  Bu hafta, Sembolizm akımından ve izlemeye doyamadığım, üzerine düşüncelere daldığım 1912 yılına ait İtalyan bir ressamın eserinden bahsedeceğim. Sonra da benden ve bizden!  Sembolizm; gerçeklerden kaçma, hayale sığınma, çirkinlikleri hayal yardımıyla güzelleştirme, bunlara …

Sembolizm: Ruhun Dilindeki Gizemli Anlatım Devamı »

Bir Mozaiğin Parçaları: The Humans

 Karmaşık olarak örülen mozaik parçalar gibidir aile. Doğar, büyür, kopar, sarsılır, sarılır, uzaklaşır ama yine bir arada kalmaya çalışır. Tıpkı Blake ailesi gibi.  Tiyatrodan filme uyarlanan yapıtlara merak sardığım son dönemde izlediğim etkileyici filmlerden biriydi Stephen Karam’ın The Humans (İnsanlar)‘ı . Duyguları sadece oyuncularla değil, filmin geçtiği ortam ve sesler üzerinden harika şekilde izleyiciye taşımayı …

Bir Mozaiğin Parçaları: The Humans Devamı »

Tutunmak

 Haftanın tüm yorgunluğu omuzlarının üzerinde birikmişken spor salonuna gidip gitmemek konusunda bir müddet düşündü. Sadece kırk dakikasını ayıracağı bir eyleme karşı olan bu aşırı isteksiz ruh hâlinden uzaklaşmaya çalışarak yola koyuldu. Korna sesleri, birbirini ezercesine ilerleyen kızgın arabalar, sürekli bir yerlere yetişmeye çalışan bir yığın insan arasında kulaklığından gelen müzik sesiyle içinde bulunduğu kaos ortamından …

Tutunmak Devamı »

Karanlık

 Delirmek üzereyim. Beynini susturamamak nasıl bir lanet? Kendi kendimi lanetlemiş olabilir miyim?  Başlarda hayal kurmanın ayrıntısında boğulurdum, bunlar gayet tabii şeylerdi, saatlerce duvara bakıp hayaller kurabilirdim. Bazı insanlar bunu yapamıyormuş, yani durup öylece hayaller kuramazmış. Ben kurardım, bir keresinde tahminime göre yedi saat hayal kurmuşum duvara bakarak.  Bu hayaller beni yaşamaya heveslendirirdi. O kadar iyi …

Karanlık Devamı »